Tasarım: Bilal KOCABAŞOĞLU
 Copyright © 2005
 KOLAYFİZİK.com
 Son Güncelleme: 10.04.2005

 

 

[ Eğiti-yorum ]

birikim   

temmuz/2004   

FERMAN   

ÖSS NEDİR NE DEĞİLDİR   

  

“Matematikten ilk üç soruyu çözemeyince ağlamaya başladım ve sınavdan çıkmak istedim. Salon görevlisi engelledi. Biraz sonra kendime geldim ve soruları çözmeye başladım”

 

“Sınavdaki soruların zorluklarından bunalmıştım. Bir ara başımın döndüğünü hissetim, saate baktığımda sınav başlayalı yarım saat olmuştu. Sonrasını hatırlamıyorum bayılmışım, kendime geldiğimle annem veya babamla karşılaşmak istemiyordum.”

 

“Dışarıdaki dolmuş sesinden tutunda yanı başımda gezip duran salon gözetmeninin ayak seslerine kadar her şey beynimin içinde uğulduyordu. Etrafımdaki herkesin sessizliği sanki mezarlıktaymışım gibi bir his uyandırdı. İnanılacak gibi değil ama bildiğim soruları gözümün önündeki satırları defalarca okumama rağmen hiçbir şey anlamıyordum.”

 

Yukarıda okuduğunuz anekdotlar ÖSS den sonra kendileriyle görüştüğüm öğrencilerin sınav anında yaşadıklarından sadece bir kaçı. Çocuklarımızın başarı düzeyi ne olursa olsun insani özelliklerinde kaynaklanan heyecan onların ölçülmesinde baskın bir rol oynamaktadır. Sınavdan sonraki değerlendirmelerde takınılacak tavırların çocuklarımızın zihninde fır dönmesi, sınav anında onların sağlıklı düşünmelerini zorlamakta ve soğukkanlılıklarını kaybetmelerine sebep olmaktadır. Böylece sınavdan çıktıktan sonra pek çok öğrencide şu nidayı duymuşuzdur; “hay Allah , nasıl olmuşta bu soruyu çözememişim.”

 

İnsanlardan yapamayacakları şeyleri talep etmenin verimi azalttığı yönde bir değerlendirme vardır. ÖSS için aynı şey düşünülebilir. Eğer ÖSS yi çocuklarımızın hayatlarının dönüm noktası olacağı bir sınav olarak onlara sunarsak, bu sınavlar akabinde psikolojik sorun yaşayan daha nice gençlerimiz olacaktır. Oysa ÖSS nin sadece bir ölçme yani durum tespiti sınavı olduğunu gerçeğini çocuklarımızla paylaşırsak, çocuklarımızın ÖSS sonuçlarından zannettiğimizden daha fazla verim alacaklarıdır. Sınavların kendimize tutulmuş bir ayna olduğunu ve kendimize çekidüzen verme fırsatını bize verdiğini çocuğumuzla paylaşırsak ilk önce sınavların öğrencileri harcamak maksadıyla yapılmadığını daha rahat idrak ederiz.

 

Tek aşamalı sınav sisteminin geçerlilik tartışması bir kenara tek sınavla öğrenci sıralamanın dahi doğru olduğu konusunda hiçbir eğitimci iyimser değildir. Değerlendirmenin korelasyon değerinin yüksek olması için çok sorulu ve çok süreli değerlendirmelerin yapılması gerekmektedir. Bu konudaki mevcut uygulamanın tutarsızlığını şöyle kısaca örnekleyebiliriz. Bu Pazar ÖSS tekrar yapılsa aynı sıralama elde edilir mi! Buna hiç ihtimal yok.

 

Ancak üniversiteler penceresinden ÖSS ye bakacak olursak liseden mezun olan geçlerden hangilerini kendi okullarında okutacaklarına dair elbetteki bir sınav olması şart. Ve yine doğal olarak her üniversite en nitelikli öğrencileri kendi okullarında görmek isteyecekler. Bunun içinde mutlaka bir öncelik sıralamasının olması lazım zira üniversitelerin kontenjanları sınırlı. O halde sınav sistemine getirilen eleştirilerin doğrululuğunu kabul ettiğimiz halde çocuklarımızın içinden bazılılarının üniversiteye gidemeyeceği muhakkak. Esas sorun şu: üniversiteye gidemeyecek öğrenci sanki hayatla mücadelede yenilmiş gibi bir psikolojiye bürünüyor. Bu yanlış. İkinci yanlış ise üniversiteye giden öğrenci sanki geleceğini garanti altına alış gibi kahraman ilan ediliyor. Halbuki istihdam ile iş bulma eğitim öğretimle kaim değil.

 

Yapılması gereken ne? Yapılması gereken eğitim-öğretim hakkındaki kanaatlerimizin tecrübi bilgi alanından çıkartılarak bilimsel bir zemine çekilmesidir. Bunun ilk adımı da birikime talip olmaktır.

 

Sevgiyle kalın.

 

 

1