Tasarım: Bilal KOCABAŞOĞLU
 Copyright © 2005
 KOLAYFİZİK.com
 Son Güncelleme: 10.04.2005

 

 

 

[ Eğiti-yorum ]  

birikim   

ağustos/2004   

FERMAN   

DERSHANELER NE İŞE YARAR   

Bugün yayınlanan bir haberde dershanelerin 3 katrilyonluk bir pazarı ellerinde tuttuğunu öğrendim. Dershane sayısı da son 20 yıl içerisinde 15 kat artmış. Bugün Ülkemizdeki dershane sayısı 2 bin 615'e ulaşmış. Ve bu öğretim yılında 735.000 öğrenci dershanelere devam edeceklermiş. Ankara ticaret odasının hazırladığı rapora göre de Antalya’da 68 dershane var.

Dershanelerin öğrencilerden elde ettikleri gelir hemen her hükümetin dikkatini çekmesine rağmen, gözden kaçırılan en önemli şeyse dershanelerin işlevidir. Bugüne kadar hiçbir hükümetin dershaneye bakışının dershanelerin ortak aklını kavramaya yönelik olmadığını dershanede 1 saat derse giren her öğretmen rahatlıkla söyleyebilir.

Bakanlık bugüne kadar dershaneleri değerlendirirken ya mali bütçelerindeki kabarıklıktan dolayı hep “kıskandı”, ya da kurum açma, öğretime başlama izninden tutun da, öğretmenlerin çalıştırılırken plan yapıp yapmadıkları gibi dershanenin özünde ikincil üçüncül derecedeki formal ayrıntılara aşırı derecede dikkat kesilerek okullarına yaptığı müdahaleyi dershanelere de yapmayı yeğledi.

Diğer taraftan ÖSS sonuçlarına birici olan İller ve o illerdeki okullar ilgili müdürler tarafından kutlanırken bu başarı sanki okulların kendilerinden kaynaklanıyormuş gibi telakki edildi. Ama bu esnada bu illerde çocukların kaçının hangi dershaneye devam ettiği hep görmezden gelindi. Oysa her yıl kaç okul birincisinin ÖSS de açıkta kaldığına dair ilginç haberleri hep birlikte basından okuduk.

Diğer taraftan milli eğitim öğrencilerdeki başarısızlığın sebeplerini araştırırken bu yıl yine bir yanlış yapıyor. Ve muhatap olarak okulları alıyor. Okul müdürleri ile yapılan toplantılarda bunların sebepleri tartışılıyor. Halbuki öğrencilerin okula kaydı yapılırken ne öğrenci, ne veli, ne de okul idaresi, bu çocuğun ÖSS si ne olacak diye düşünmez, böyle bir kaygı taşımaz ve buna dair ne bir planı vardır ne hedefi. Ama bir öğrenciyi dershaneye kayıt ettirdiniz mi daha deneme sınavları başlar başlamaz, acaba yanlış dershaneye mi gittik diye düşünmeye başlarız.

Doğru olanda zaten budur. Okullarda öğrencilere verilen bilgilerin özel tekniklerle kısa zamanda cevap vermeye yönelik olarak çalışabilmesi ayrı bir öğretim programıdır. Zira ÖSS de elenen çocukların çok büyük bir kısmı, mesela okul birincileri, hiçbir şey bilmediklerinden dolayı mı başarısız oluyorlar. Elbetteki hayır. Ama kısa zaman diliminde soru çözemediği için, kendisinden bilgi birikimi çok daha az olan öğrenci ile “yarışamıyor”lar. Bu çerçevede bakanlığın belki özel dershane öğretmenliği bölümlerinin üniversitelerde açılmasını istemesi bile bence çok daha akıllıcadır.

Milli eğitim bakanlığının öğretmen olamaz dediği fen fakültesi mezunlarına bakıyorsunuz dershanelerde şov yapıyorlar. Ama Türkiye birinci olan öğrenci omuzlarda taşınırken bakanlık yine onu yetiştiren öğretmeni ve dershaneyi sadece gölge gibi algılıyor. Oysa dershaneler kendilerine gelen vasat düzeydeki öğrenciyi derse motive etmede en iyi okuldan daha avantajlıdır. Bu avantajı dershanelerin fark edipte kullanabilmesi ayrı bir sorundur.

Milli eğitim bakanlığına bağlı olarak faaliyetlerini gösteren dershanelerin teftişlerinde gerçek istatistik ve değerlendirmelerin olması isteniyorsa ÖSS ile ilgili her şey bence “dershanelerin ilgi alanınındayım” mantığı ile değerlendirilmeli. Bu çerçevede denetim de milli eğitim müfettişleri tarafından yapılmamalı. Hiç dershaneye gitmemiş bir insan bir dershaneyi nasıl ölçebilir.

Odalar ve finans çevreleri de bu sektördeki rakamlarla hayal kurmaktan kurtulup şu gerçeği hatırlamalı. 8 yıllık eğitime geçişle Anadolu lisesi ilköğretim kademesi sınavları bir anda katlı. Pek çok kişi ve kurum önce sevindi. Ama bunun öğretmen camiasında ifade ettiği anlam şu oldu. Bu sektörde istihdam edilen sadece kadrolu 28000 öğretmen işsiz kaldı.

Bence herkes kendi işini yapmalı. Bunu da en iyi dershaneler yapıyor.


 

 

     

 

1